TETANOZ (Kazıklı Humma)
1. GİRİŞ
Tetanoz; Clostridium tetani’nin salgıladığı potent bir nörotoksin olan tetanospazmin etkisiyle gelişen, kontrol edilemeyen ve dış uyaranlarla şiddeti artan ağrılı kas spazmları ile karakterize, akut seyirli bir sinir sistemi bozukluğudur.
- Etimoloji ve Tanımlama: Latince "gerilme" anlamına gelen tetanoz, klinik prezentasyonundaki rijidite nedeniyle halk arasında "kazıklı humma" olarak da bilinir.
- Hastalık Doğası: Bir enfeksiyondan ziyade, mikroorganizmanın invazyonu olmaksızın gelişen bir toksikos (intoksikasyon) tablosudur.
- Klinik Önem: Aşı ile önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen, özellikle yoğun bakım imkanlarının kısıtlı olduğu bölgelerde mortalite oranları hala çok yüksektir.
2. TARİHÇE
Tetanozun dramatik klinik tablosu ve travmatik yaralanmalarla olan doğrudan ilişkisi, tıbbın en eski kayıtlarından itibaren klinisyenlerin dikkatini çekmiştir.
- Antik Dönem: Tetanozun klinik özellikleri ve yaralanmalarla bağlantısı, modern tıbbın gelişiminden çok önce eski Yunanlılar ve Mısırlılar tarafından detaylıca tanımlanmıştır.
- Mikrobiyolojik Devrim: 19. yüzyılın sonlarında etkenin keşfi ve patofizyolojik mekanizmaların (toksin etkisi) anlaşılması, modern immünolojinin temelini atmıştır.
- Modern Kontrol: 1940'larda tetanoz toksoid aşısının geliştirilmesi ve kitlesel aşılama programlarının başlatılması, hastalığın global kontrolünde en önemli dönüm noktası olmuştur.
3. ETİYOLOJİ
Tetanoz etkeni olan Clostridium tetani, geniş Clostridium ailesinin bir üyesidir. Bu ajanı anlamak için cinsin genel karakteristiklerini ve türe özgü moleküler yapıyı incelemek gerekir.
3.1. Clostridium Genusu
- Çeşitlilik: Clostridium genusu içerisinde 200'den fazla tanımlanmış tür bulunmaktadır.
- Klinik Spektrum: Bu cinsin üyeleri; antibiyotik ilişkili kolit (AAC) ve botulizm gibi tamamen toksin aracılı tabloların yanı sıra bakteriyemi ve gazlı kangren (miyonekroz) gibi invaziv enfeksiyonlara da neden olurlar.
- Biyolojik Özellikler: Bu cinsin üyeleri anaerobik, endospor oluşturan Gram-pozitif basillerdir ve doğada (toprak, tortu, bağırsak mikrobiyomu) yaygın bulunurlar.
- Oksijen Toleransı: Çoğu zorunlu anaerob olsa da; C. tertium, C. histolyticum, C. innocuum ve C. perfringens aerotoleranttır.
İnsan Hastalıklarıyla İlişkilendirilen Sık Görülen Klostridial Türler
Aşağıdaki tablo, Clostridium türlerinin biyokimyasal özellikleri ve klinik sunumları arasındaki farkları özetlemektedir:

3.2. Clostridium tetani'nin Karakteristikleri
- Yapı: Spor oluşturan, zorunlu anaerob, Gram-pozitif çomak şeklinde bir basildir.
- Morfoloji: Vejetatif formu peritrich kirpikleri ile hareketlidir. Oksijenli ortamda; "tenis raketi" görünümü veren, yuvarlak/oval yapılı terminal sporlar oluşturur.
- Direnç: Sporlar ısıya ve rutin antiseptiklere karşı ileri derecede dirençlidir.
3.3. Toksinler ve Germinasyon
Hastalık tablosu, bakterinin invazyonu ile değil, salgıladığı iki çeşit ekzotoksin aracılığıyla gelişir:
- Tetanolizin: Erken büyüme aşamasında üretilen, hemolitik özelliklere sahip bir toksindir; ancak klinik rolü tam olarak aydınlatılamamıştır.
- Tetanospazmin: Plazmid ile kodlanan, bilinen en güçlü nörotoksinlerden biridir.
Kritik Not: Sporların vejetatif forma dönüşmesi (germinasyon) için dokuda düşük redoks potansiyeli şarttır. Nekrotik doku, yabancı cisim ve eşlik eden piyejonik mikroorganizmaların oksijeni tüketmesi bu ortamı hazırlar.
4. EPİDEMİYOLOJİ
Tetanoz, bildirimi zorunlu bir hastalık olmasına rağmen gerçek insidansı tam olarak kestirilemeyen küresel bir halk sağlığı sorunudur.
- Global Mortalite: 2016 yılında dünya çapında tahmini 48.000-80.000 ölüm meydana gelmiştir.

- Bölgesel Veriler: Afrika'da yetişkin hastalar üzerinde yapılan çalışmalarda ölüm oranı %43 olarak saptanmıştır.
- Maternal ve Neonatal Tetanoz (MNT): 2015 yılında yaklaşık 34.000 yenidoğan ölümünden sorumludur. 2019 itibarıyla 14 ülkede maternal ve neonatal tetanoz hala ortadan kaldırılamamıştır.
- Aşılama ve Demografi:
- Gelişmekte olan ülkeler: Primer aşı eksikliği nedeniyle çocukluk çağında sık görülür.
- Gelişmiş ülkeler: Genellikle ≥55 yaş bireylerde (rapel doz eksikliği) izlenir. ABD verilerine göre bu yaş grubunda vaka ölüm oranı %7,2'dir.
- Giriş Yolları: Vakaların %75'i semptom başlangıcından önce akut bir yaralanmayı hatırlarken, %20-%25 vakada giriş yeri (kriptojenik) bilinmemektedir.
5. PATOGENEZ
Tetanozun patogenezi, C. tetani sporlarının vejetatif forma dönüşmesiyle salgılanan iki temel ekzotoksin olan tetanolizin ve tetanospazmin üzerinden şekillenir. Hastalığın karakteristik klinik tablosundan esas olarak sorumlu olan ajan, bilinen en güçlü biyolojik toksinlerden biri olan tetanospazmindir.
5.1. Toksinlerin Karakterizasyonu
- Tetanolizin: Bakterinin erken büyüme evresinde üretilen, hemolitik özelliklere sahip bir toksindir. Diğer hücrelerde zar hasarına neden olsa da klinik tablodaki rolü halen belirsizliğini korumaktadır.
- Tetanospazmin (Nörotoksin): Plazmid tarafından kodlanan bir metalloproteinazdır. Başlangıçta inaktif bir polipeptit zinciri olarak üretilir; ardından bakteri veya doku proteazları tarafından aktif hale getirilerek nöronlara bağlanmayı sağlayan ağır zincir ve toksik etkiden sorumlu hafif zincir olmak üzere iki parçaya ayrılır.
5.2. Tetanospazmin Mekanizması ve Transport
Toksinin sinir sistemindeki yolculuğu ve etki mekanizması dört ana aşamada gerçekleşir:
- Bağlanma ve Giriş: Toksin, periferik motor nöron terminallerine spesifik olarak bağlanır ve endositoz yoluyla nörona girer.
- Retrograt Aksonal Transport: Toksin, akson boyunca ilerleyerek nöronal hücre gövdesine ve takiben SSS’ye (beyin sapı ve spinal kord) ulaşır. Bu süreçte toksin akson içerisinde hapsolduğu için antitoksin (TIG) tarafından nötralize edilemez.
- Trans-sinaptik Yayılım: Nöron gövdesine ulaşan toksin, ekstrasellüler aralığa geçerek presinaptik inhibitör hücrelere (Renshaw hücreleri) ulaşır.
- İnhibisyonun Blokajı (Disinhibisyon): Toksinin hafif zinciri, inhibitör nöronlarda sinaptik veziküllerin füzyonunu sağlayan proteinleri parçalayarak GABA (gama-aminobütirik asit) ve Glisin gibi inhibitör transmitterlerin salınımını engeller.
5.3. Patofizyolojik Sonuçlar: Spazm ve Rijidite
İnhibitör kontrolün kaybı (disinhibisyon), motor sistemde şu klinik sonuçlara yol açar:
- Tetanik Spazmlar: Motor sisteme yapılan herhangi bir uyarı, agonist ve antagonist kasların eş zamanlı kontraksiyonuyla sonuçlanan şiddetli ve uzun süreli spazmları tetikler.
- Otonomik Kararsızlık: Ön boynuz hücrelerinin ve otonom nöronların disinhibisyonu; taşikardi, hipertansiyon ve aşırı terleme ile karakterize bir hipersempatik duruma neden olur.
5.4. İyileşme Süreci ve Sinir Rejenerasyonu
Tetanoz toksininin sinir terminalleri üzerindeki etkisi kalıcıdır. Klinik iyileşme, toksinin nötralize edilmesinden ziyade, yeni aksonal sinir terminallerinin ve sinapsların büyümesini gerektirir. Bu biyolojik süreç, hastalığın klinik seyrinin neden 4-6 hafta gibi uzun bir zamana yayıldığını açıklar.
6. KLİNİK
Tetanozun klinik prezentasyonu, toksinin merkezi sinir sistemindeki yayılım hızı ve miktarına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Kuluçka süresi ortalama 8 gündür, ancak yaralanmanın SSS'ye uzaklığına ve inokülasyonun şiddetine göre 3 ile 21 gün arasında değişebilir. Genel bir kural olarak, inkübasyon süresi ne kadar kısa ise klinik seyir o kadar şiddetlidir.
6.1. Generalize Tetanoz
En sık görülen ve en ağır klinik tablodur (vakaların %80'inden fazlası). Karakteristik olarak rijidite, ağrılı kas spazmları ve otonomik disfonksiyon triadı ile seyreder.
- Trismus (Çene Kilitlenmesi): Masseter kaslarının yoğun ve ağrılı spazmı sonucu ağzın açılamaması durumudur. Vakaların büyük çoğunluğunda ilk klinik bulgudur.
- Risus Sardonicus (Alaycı Gülüş): Yüz kaslarının (özellikle musculus risorius) spastik kasılması sonucu kaşların kalkması ve ağız köşelerinin dışa/yukarı çekilmesiyle oluşan karakteristik yüz ifadesidir.
- Opistotonus: Sırt kaslarının (ekstansör kaslar) şiddetli kontraksiyonu sonucu gövdenin yay şeklinde arkaya doğru kasılmasıdır. Bu durum, şiddetli vakalarda solunum yetmezliğine yol açabilecek kadar kritiktir.
- Kas Rijiditesi ve Spazmlar: Karın kaslarında "tahta karın" sertliği, torasik kasların kasılmasına bağlı apne dönemleri ve yutma güçlüğü (disfaji) görülür. Spazmlar; ışık, ses veya fiziksel temas gibi duyusal uyaranlarla tetiklenebilir. Bilinç genellikle açıktır, bu da spazmların son derece ağrılı hissedilmesine neden olur.
6.2. Otonomik Disfonksiyon
Hastalığın ilerleyen evrelerinde hipersempatik bir durum gelişir:
- Aşırı terleme ve taşikardi.
- Kardiyak aritmiler ve kararsız kan basıncı (hipertansiyon/hipotansiyon atakları).
- Yüksek ateş (enfeksiyon dışı, kas aktivitesine bağlı gelişebilir).
6.3. Diğer Klinik Formlar
- Lokalize Tetanoz: Tetanospazmine karşı kısmi bağışıklığı olanlarda görülür. Sadece yara bölgesindeki kaslarda kısıtlı spazm ve rijidite izlenir. Aylar sürebilir ve nadiren jeneralize forma dönüşebilir.
- Sefalik Tetanoz: Kafa ve boyun yaralanmalarını takip eder. İnkübasyon süresi çok kısadır (1-2 gün). Karakteristik olarak kraniyal sinir disfonksiyonu (en sık N. Facialis) ile başlar; fasiyal paralizi ve disfaji ön plandadır.
- Neonatal Tetanoz: Annede bağışıklık eksikliği ve steril olmayan umbilikal kordon bakımı sonucu gelişir. İlk belirti bebeğin emmeyi reddetmesidir. Rijidite ve opistotonus saatler içinde ilerler; apne temel ölüm nedenidir.
6.4. Olumsuz Prognoz Göstergeleri
Klinik değerlendirmede şu bulguların varlığı kötü prognoza işaret eder:
- İnkübasyon süresinin 7 günden kısa olması.
- Semptomların başlangıcından ilk spazmın görülmesine kadar geçen sürenin kısalığı.
- Yüksek ateş (>40°C) ve taşikardi.
- Yüksek riskli giriş yolları (septik abortus, yanıklar, komplike kırıklar).
7. KOMPLİKASYONLAR
Tetanoz seyri sırasında gelişen komplikasyonlar; doğrudan toksin etkisine (şiddetli kas spazmları ve otonomik instabilite) bağlı gelişenler ve hastanın uzun süreli immobilizasyonu ile yoğun bakım takibi sürecinde ortaya çıkan sekonder komplikasyonlar olmak üzere iki ana grupta incelenir.
7.1. Toksin ve Şiddetli Kas Aktivitesi ile İlişkili Komplikasyonlar
Tetanospazmin neden olduğu kontrolsüz kas kontraksiyonları ve otonomik sinir sistemi disfonksiyonu, doğrudan hayati risk oluşturan şu tablolara yol açabilir:
- Kas-İskelet Sistemi: Şiddetli spazmların yarattığı mekanik yük nedeniyle kemik kırıkları, kas yırtılmaları ve doku içi hematomlar gelişebilir.
- Solunum Sistemi: Laringospazm veya torasik kasların mengene benzeri kasılması sonucu asfiksi (boğulma) riski mevcuttur.
- Kardiyovasküler ve Otonomik Sistem: Otonomik instabiliteye bağlı olarak kardiyak aritmiler, ani tansiyon değişiklikleri (hipertansiyon veya hipotansiyon atakları) sık görülür.
- Üriner Sistem: Sfinkter spazmları nedeniyle üriner retansiyon gelişebilir.
7.2. Debilite ve Yoğun Bakım Sürecine Bağlı Komplikasyonlar
Hastalığın 4-6 hafta süren iyileşme periyodu boyunca hastanın immobil (hareketsiz) kalması ve invaziv girişimler, çeşitli sekonder sorunları beraberinde getirir:
- Pulmoner Komplikasyonlar: Hareketsizliğe bağlı pulmoner emboli, yutma refleksinin kaybı sonucu gelişen aspirasyon pnömonisi ve akciğer sönmesi olarak bilinen atelektazi en sık görülen yaşamı tehdit edici durumlardır.
- Enfeksiyonlar: Uzun süreli yatış ve cihaz kullanımı (ventilatör, kateter vb.) nedeniyle sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlar (nosokomial enfeksiyonlar) gelişebilir.
- Gastrointestinal Sistem: Stres kaynaklı gastrik ülserler (Curling ülseri benzeri) görülebilir.
- Deri ve Ekstremiteler: Uzun süreli basıya bağlı dekübit ülserleri (yatak yaraları) ve kaslardaki kalıcı kısalmalar sonucu eklem kontraktürleri gelişebilir.
8. TANI
Tetanoz tanısı esas olarak klinik bulgulara, hastanın öyküsüne ve fizik muayene sonuçlarına dayanır. Günümüzde tetanoz teşhisi için spesifik bir laboratuvar veya kan testi bulunmamaktadır. Bu nedenle, klinisyenin şüphesi ve dikkatli bir değerlendirme hayati önem taşır.
8.1. Öykü Değerlendirmesi
Tanı sürecinde hastanın geçmişine dair iki temel nokta sorgulanmalıdır:
- Yaralanma Öyküsü: Tetanoza yatkın (kirli, derin, nekrotik dokulu veya yabancı cisim içeren) bir yaralanmanın varlığı. Hastaların yaklaşık %75'i semptomlar başlamadan önce bir yaralanma hatırlasa da, %20-%25 vakada giriş yerinin tespit edilemediği (kriptojenik tetanoz) unutulmamalıdır.
- Bağışıklama Durumu: Kişinin geçmişteki tetanoz aşı şeması ve en son ne zaman rapel (pekiştirme) dozu aldığı titizlikle sorgulanmalıdır. Tam ve güncel bağışıklaması olan bireylerde tetanoz gelişimi oldukça nadirdir.
8.2. Fizik Muayene ve Klinik Bulgular
Muayenede tetanozun karakteristik bulguları (trismus, risus sardonicus, opistotonus ve kas rijiditesi) aranır. Klinik tanıyı destekleyen en spesifik yatak başı test Spatula Testi'dir.
Spatula Testi
Bu basit test, tetanoz şüphesi olan hastalarda tanıyı doğrulamak için kullanılır:
- Uygulama: Steril bir spatula ile orofarenksin (arka yutak duvarı) uyarılmasıdır.
- Normal (Negatif) Yanıt: Sağlıklı bir bireyde spatulanın dokunması "öğürme refleksini" tetikler ve hasta spatulayı dışarı atmaya çalışır.
- Pozitif Yanıt (Tetanoz): Tetanozlu hastada bu uyarı, masseter kaslarında istemsiz ve şiddetli bir spazmı tetikleyerek hastanın spatulayı ısırmasına neden olur.
8.3. Laboratuvarın Rolü
Laboratuvar tetkikleri tetanoz tanısını koymaktan ziyade, diğer olasılıkları dışlamak için kullanılır.
- Kültür: Yaradan alınan örnekte C. tetani üretilmesi tanıyı desteklese de, vakaların sadece üçte birinde bakteri üretilebilir; dolayısıyla negatif kültür sonucu tetanozu dışlamaz.
- Genel Tetkikler: Lökositoz veya kas yıkımına bağlı olarak Kreatin Kinaz (CK) yüksekliği görülebilir, ancak bunlar tetanoza özgü değildir.
9. AYIRICI TANI
Tetanoz tanısı tamamen klinik bulgulara dayandığı için, benzer semptomlara yol açan diğer tabloların dışlanması hayati önem taşır. Ayırıcı tanıda özellikle spazmların niteliği, bilinç durumu ve spesifik ilaç yanıtları yol göstericidir.
9.1. Toksikolojik Nedenler
- Striknin Zehirlenmesi: Tetanozu en yakından taklit eden tablodur. Striknin, glisin reseptörlerine antagonist etki ederek tetanospazmin ile benzer bir disinhibisyon mekanizması oluşturur.
- Fark: Striknin zehirlenmesinde spazmlar arasında kaslar tamamen gevşer, oysa tetanozda spazmlar arasında karakteristik bir tonik kasılma (rijidite) devam eder. Ayrıca striknin zehirlenmesinde sıklıkla göz sapmaları (nystagmus vb.) görülür.
- İlaca Bağlı Distoniler: Özellikle fenotiyazin grubu antipsikotiklerin kullanımına bağlı gelişebilir.
- Ayırıcı Test: Benztropin mesilat gibi bir antikolinerjik ajanın uygulanması, ilaca bağlı distoniyi hızla geri döndürürken tetanoz hastalarında hiçbir etki göstermez.
9.2. Nörolojik ve Psikiyatrik Bozukluklar
- Stiff-Person Sendromu: Şiddetli kas sertliği ile karakterize nadir bir tablodur.
- Fark: Tetanozdan farklı olarak trismus veya yüz spazmları görülmez. Diazepama hızlı yanıt verir ve glutamik asit dekarboksilaza (GAD) karşı otoantikorlarla ilişkilidir.
- Malign Nöroleptik Sendrom: Otonomik dengesizlik ve kas sertliği ile başvurabilir.
- Fark: Bilinç durumunda değişiklik (konfüzyon vb.), ateş ve tetikleyici ilaç öyküsü ile tetanozdan ayrılır.
- Status Epileptikus ve Menenjit: Ense sertliği ve spazmlar görülebilir. Ancak bu tablolarda genellikle bilinç bozukluğu ve ateş ön plandadır; tetanozda ise bilinç genellikle son ana kadar açıktır.
9.3. İnfeksiyon Hastalıkları
- Kuduz: Disfaji ve kas spazmları (hidrofobi) görülebilir. Ancak kuduzda ajitasyon ve ısırılma öyküsü belirgindir; trismus genellikle izlenmez.
- Diş Apsesi ve Temporomandibular Eklem Dislokasyonları: Lokalize trismusa (çene kilitlenmesi) neden olabilirler. Ancak bu durumlarda jeneralize rijidite ve spazmlar eşlik etmez.
9.4. Metabolik ve Akut Tablolar
- Hipokalsemik/Hipoglisemik Tetani: Kas kasılmalarına yol açabilir. Serum elektrolit ve glukoz ölçümleri ile kolayca ayırt edilir.
- Akut Batın: Tetanozun erken döneminde görülen "tahta karın" (karın sertliği), cerrahi bir akut batın tablosunu taklit edebilir ve gereksiz cerrahi girişimlere yol açabilir.
10. TEDAVİ
Tetanoz tedavisi, multidisipliner bir yaklaşım gerektiren, yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) yürütülmesi gereken kritik bir süreçtir. Tedavide temel hedefleri; toksin üretiminin durdurulması, henüz bağlanmamış toksinin nötralize edilmesi, kas spazmlarının kontrolü, otonomik instabilite yönetimi ve destekleyici bakımdır.
10.1. Toksin Üretiminin Durdurulması
Toksin üretimini durdurmak için hem cerrahi hem de farmakolojik müdahaleler eş zamanlı uygulanmalıdır.
- Yara Yönetimi: Tüm tetanoz hastaları, sporların vejetatif forma dönüşmesi için uygun ortam sağlayan nekrotik dokuların uzaklaştırılması amacıyla yeterli yara debridmanına tabi tutulmalıdır.
- Antimikrobiyal Tedavi: Vejetatif formların sayısını azaltarak toksin üretimini sınırlamayı hedefler.
- Metronidazol: Tedavide ilk seçenek olarak kabul edilir (3-4 x 500 mg IV, 10 gün).
- Penisilin G: Tarihsel olarak kullanılsa da, GABA antagonisti etkisi nedeniyle nöronal inhibisyonu kötüleştirebileceğinden artık birincil öneri değildir (4-6 x 2-4 milyon ünite IV).
- Alternatif: Penisilin veya metronidazol tolere edilemeyen durumlarda doksisiklin (2 x 100 mg) kullanılabilir.
10.2. Bağlanmamış Toksinin Nötralizasyonu
Nöronal terminallere henüz bağlanmamış ve dolaşımda bulunan serbest toksinin etkisiz hale getirilmesi kritik öneme sahiptir.
- İnsan Tetanoz İmmünglobulini (HTIG): Tercih edilen preparattır.
- Dozaj: Güncel rehberler 500 ünitelik tek bir dozun kas içinden (IM) uygulanmasını önermektedir. Çok ciddi vakalarda intratekal uygulama da bir seçenek olarak değerlendirilebilir.
10.3. Havayolu ve Kas Spazmlarının Yönetimi
Spazmlar ve solunum yetmezliği, tetanozda başlıca mortalite nedenleridir.
- Çevresel Kontrol: Hasta, spazmları tetikleyebilecek ses ve ışık uyaranlarından arındırılmış, karanlık ve sessiz bir yoğun bakım ortamında (genellikle 6-8 hafta) takip edilmelidir.
- Farmakolojik Kontrol:
- Benzodiazepinler: GABA agonisti olan Diazepam, kas spazmlarının ve rijiditenin kontrolünde temel ajandır.
- Nöromusküler Blokaj: Şiddetli spazmlarda ve mekanik ventilasyon uyumu için Vecuronium gibi ajanlar kullanılabilir.
- Solunum Desteği: Hava yolu güvenliği için erken dönemde trakeostomi ve mekanik ventilasyon desteği sağlanmalıdır.
10.4. Otonomik Disfonksiyon ve Destekleyici Tedavi
- Disotonomi Yönetimi: Taşikardi ve hipertansiyon gibi hipersempatik durumların kontrolünde Magnezyum sülfat infüzyonu etkili bir yöntemdir.
- Beslenme Desteği: Artmış kas aktivitesi ve otonomik deşarjlar nedeniyle hastada yüksek protein ve kalori ihtiyacı doğar; pozitif nitrojen dengesi korunmalıdır.
- Genel Bakım: Uzun süreli yatışa bağlı komplikasyonları önlemek için dekübit ülseri profilaksisi, derin ven trombozu (DVT) önlemleri ve gastrik koruma uygulanmalıdır.
11. KORUNMA
Tetanoz, aşılama ile %100 önlenebilir bir hastalıktır. Korunma stratejileri; rutin çocukluk çağı aşılaması, erişkin rapelleri, gebelikte immünizasyon ve yaralanma sonrası profilaksi olmak üzere dört ana eksende yürütülür.
11.1. Rutin Aşılama Programı
Aktif bağışıklama, tetanoz kontrolünün temel taşıdır. Tetanoz aşısı (toksoid), genellikle difteri ve boğmaca (DaBT-İPA-Hib) ile kombine şekilde uygulanır.
- Çocukluk Çağı Şeması: Türkiye'de rutin programda bebeklere 2, 4 ve 6. aylarda üç doz primer aşılama yapılır. Pekiştirme dozları (rapeller) ise 18. ayda, ilkokul 1. sınıfta (4-6 yaş) ve ilkokul 8. sınıfta (yaklaşık 13 yaş) uygulanır.
- Erişkin Dönem: Tam bağışıklaması olan bireylerde koruyuculuğun devamı için her 10 yılda bir tek doz erişkin tip difteri-tetanoz (Td) aşısı yapılmalıdır.
- Aşılanmamış Erişkinler: Daha önce hiç aşılanmamış bireylerde 0, 1. ay ve 6-12. aylarda olmak üzere 3 dozluk primer şema uygulanır.
11.2. Gebelikte Aşılama ve Neonatal Tetanozun Önlenmesi
Maternal ve neonatal tetanozun (MNT) önlenmesi için gebelerin bağışıklık durumu her antenatal vizitte sorgulanmalıdır.
- Gebelikte Şema: Daha önce aşılanmamış veya aşı geçmişi belirsiz gebelere, zaman yeterli ise en az iki doz Td aşısı uygulanmalıdır. İlk doz mümkün olan en erken dönemde, ikinci doz ise birinciden en az 4 hafta sonra ve doğumdan en az 2 hafta önce yapılmalıdır.
- Tam Bağışıklık İçin: 5 dozluk şema (0, 4. hafta, 6. ay, 1. yıl ve 2. yıl) hayat boyu koruma sağlar.
- WHO Eliminasyon Kriteri: Bir bölgede neonatal tetanozun elimine edilmiş sayılması için ardışık en az 2 yıl boyunca her 1000 canlı doğumda tetanoz vaka sayısının 1'den az olması gerekmektedir.
11.3. Yaralanma Sonrası Tetanoz Profilaksisi
Yaralanma sonrası yaklaşım; yaranın niteliğine (temiz/küçük veya kirli/riskli) ve kişinin aşılama geçmişine göre belirlenir.
Yaralanmada Tetanoz Profilaksisi Karar Tablosu:

*TIG: Kirli yaralarda bağışıklığı eksik veya belirsiz kişilere 250 Ünite IM tek doz olarak, aşıdan farklı bir anatomik bölgeye uygulanır.
11.4. Önemli Notlar
- Kirli/Riskli Yaralar: Toprak, dışkı, kir ve tükürükle kontamine olmuş yaralar; delici yaralanmalar; avülsiyonlar; ezilme, donma ve yanık sonucu oluşan yaralanmaları kapsar.
- TIG Uygulaması: TİG (Tetanoz İmmünglobulini), tetanoza karşı anında koruma sağlamak amacıyla kullanılan, insan kaynaklı antikorlar içeren bir pasif bağışıklama ürünüdür. Aktif bağışıklamanın (aşının) aksine, vücudun kendi antikorlarını üretmesini beklemeden dolaşımdaki toksinleri hedef alır. TIG, aşı ile aynı anda ancak vücudun farklı bir bölgesine (farklı ekstremiteye) uygulanmalıdır.
- Debridman: Profilaksinin en önemli adımlarından biri, anaerobik ortamı ortadan kaldırmak için yaranın titizlikle temizlenmesi ve nekrotik dokuların debride edilmesidir.
TETANOZ YÖNETİM ALGORİTMASI
1. HIZLI TANI VE İLK YAKLAŞIM (Klinik Şüphe)
Tetanoz tanısı için spesifik bir laboratuvar testi yoktur; tanı tamamen klinik bulgulara dayanır.

2. YARALANMA SONRASI PROFİLAKSİ KARAR MATRİSİ
Bir yaralanma ile başvuran hastada, semptomlar gelişmeden önce yapılacak profilaksi yaranın tipi ve hastanın aşı geçmişine göre belirlenir.

(*) Riskli Yaralar: Toprak, dışkı veya tükürükle kontamine yaralar; delici yaralanmalar; ezilme, yanık ve donma kaynaklı doku hasarları.
3. ACİL TEDAVİ PROTOKOLÜ (Tanı Konulmuş Vaka)
Klinik tanı konulduğu andan itibaren aşağıdaki hiyerarşi izlenmelidir:
- Hava Yolu: Erken trakeostomi ve mekanik ventilasyon planla.
- Eradikasyon: Metronidazol (3-4 x 500 mg IV) başla.
- Nötralizasyon: 500 Ünite HTIG (İnsan Tetanoz İmmünglobulini) tek doz IM uygula.
- Yara Bakımı: Tüm nekrotik dokuları debride et ve yabancı cisimleri temizle.
- Spazm Kontrolü: Diazepam (GABA agonisti) ve sessiz/karanlık oda.
- Otonomik Kontrol: Magnezyum Sülfat infüzyonu.
💡 KLİNİK İNCİLER
- Doğal Bağışıklık: Tetanoz hastalığını geçirmek bağışıklık bırakmaz; iyileşen her hastaya aşı şeması başlatılmalıdır.
- Spatula Testi: Normalde öğürme refleksi beklenirken, tetanozda çiğneme kaslarının spazmı nedeniyle spatula ısırılır (Pozitif yanıt).
- İlaç Seçimi: Penisilin, GABA antagonisti etkisi nedeniyle tetanozda artık metronidazolün gerisindedir.
- TIG Uygulaması: Aşı ile TIG'i asla aynı enjektöre çekmeyin ve mutlaka farklı ekstremitelerden uygulayın.
Profilaksiye Rağmen Neden Tetanoz Gelişir?
Tetanoz profilaksisi (aşı ve/veya TİG) her zaman mutlak koruma sağlamayabilir. Literatürde "tetanoz profilaksisi yetersizliği" olarak tanımlanan bu nadir ancak kritik durumun temel nedenleri şunlardır:
- Toksinin Nöronal Bağlanması ve Transportu: Tetanoz toksini (tetanospazmin) bir kez periferik motor nöron terminallerine bağlanıp akson boyunca retrograt transporta başladığında, dolaşımdaki antitoksinler (TİG) tarafından nötralize edilemez. Eğer profilaksi uygulaması, toksin sinir sistemine "hapis" olduktan sonra yapılmışsa klinik tablo ilerlemeye devam edebilir.
- Yetersiz Cerrahi Debridman: Profilaksinin en kritik bileşeni, yaranın mekanik temizliğidir. Dokuda bırakılan nekrotik alanlar, yabancı cisimler veya iskemi, sporların vejetatif forma dönüşmesi (germinasyon) için gereken anaerobik ortamı idame ettirir. Sürekli ve yoğun bir toksin üretimi, uygulanan pasif bağışıklamanın (TİG) kapasitesini aşabilir.
- İmmün Yanıt Yetersizliği: Hastanın altta yatan bir primer veya sekonder immün yetmezliği (HIV/AIDS, ileri yaş, kronik böbrek yetmezliği vb.) varsa, uygulanan aşıya karşı koruyucu düzeyde antikor yanıtı oluşmayabilir.
- Kısa İnkübasyon Süresi ve Anatomik Lokalizasyon: Yaralanmanın MSS'ye çok yakın olduğu (örneğin sefalik tetanoz vakaları) veya yara derinliğinin fazla olduğu durumlarda, inkübasyon süresi profilaksinin etkisini göstermesine fırsat kalmadan saatler içinde tamamlanabilir.
- Hatalı Anamnez: Hastaların geçmiş aşılama kayıtlarını yanlış hatırlaması veya sağlık personeline eksik bilgi vermesi, yetersiz profilaksi kararı verilmesine (örneğin kirli yarada TİG uygulanmaması) yol açabilir.
12. KAYNAKLAR
- Birch TB, Torrey TPB. Tetanus (Clostridium tetani). In: Bennett JE, Dolin R, Blaser MJ, Mandell, Douglas, and Bennett’s Principles and Practice of Infectious Diseases, 10th ed. Philadelphia: Elsevier; 2025.
- Tunçbilek S, Tekeli E. Tetanoz. İçinde: Topçu AW, Doğanay M, Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyolojisi. 4. baskı. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri; 2017.
- Thwaites L. Tetanus. UpToDate; 2023.
- Onderdonk AB, Garrett WS. Diseases Caused by Clostridium. In: Bennett JE, Dolin R, Blaser MJ, Mandell, Douglas, and Bennett’s Principles and Practice of Infectious Diseases, 10th ed. Philadelphia: Elsevier; 2025.
- CDC (Centers for Disease Control and Prevention). Epidemiology and Prevention of Vaccine-Preventable Diseases (The Pink Book). 14th ed. Washington D.C.: Public Health Foundation; 2024.
- Harrison's Principles of Internal Medicine. 22nd ed. New York: McGraw Hill; 2024.
- World Health Organization (WHO). Tetanus Vaccines: WHO Position Paper. Weekly Epidemiological Record; 2017.
- KLİMİK Derneği. Erişkin Bağışıklama Rehberi. İstanbul: Klimik Yayınları; 2023.
- The Sanford Guide to Antimicrobial Therapy. 55th ed. Sperryville: Antimicrobial Therapy Inc.; 2025.
- Türkiye EKMUD (Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği). Tetanoz Tanı ve Tedavi Rehberi Notları; 2023.
REV260206
🩺 İNTERAKTİF VAKA TARTIŞMASI: AKUT TRİSMUS İLE GELEN HASTA
65 yaşında erkek hasta, acil servise ağız açmada güçlük, yutkunma zorluğu ve sırtında giderek artan sertlik şikayetiyle başvuruyor.
Öykü: Hasta emekli bir bahçıvan olduğunu, yaklaşık 10 gün önce bahçede çalışırken ayağına paslı bir tel battığını ancak yarayı önemsemediğini belirtiyor.
Fizik Muayene: Bilinci açık olan hastanın yüzünde "sırıtır gibi" bir ifade (Risus Sardonicus) mevcuttur. Çenesini ancak 1 cm açabilmektedir (Trismus). Karın muayenesinde defans ile karışabilen ancak ağrısız "tahta karın" sertliği saptanıyor.
Vital Bulgular: Ateş: 37.8°C, Nabız: 110/dk, Tansiyon: 155/95 mmHg, Terleme mevcut.
Öykü: Hasta emekli bir bahçıvan olduğunu, yaklaşık 10 gün önce bahçede çalışırken ayağına paslı bir tel battığını ancak yarayı önemsemediğini belirtiyor.
Fizik Muayene: Bilinci açık olan hastanın yüzünde "sırıtır gibi" bir ifade (Risus Sardonicus) mevcuttur. Çenesini ancak 1 cm açabilmektedir (Trismus). Karın muayenesinde defans ile karışabilen ancak ağrısız "tahta karın" sertliği saptanıyor.
Vital Bulgular: Ateş: 37.8°C, Nabız: 110/dk, Tansiyon: 155/95 mmHg, Terleme mevcut.
evap: Klinik bulgular (trismus, risus sardonicus, tahta karın) ve yaralanma öyküsü doğrudan Jeneralize Tetanoz'u düşündürmektedir. Tanıyı doğrulamak için yatak başında Spatula Testi uygulanmalıdır.
Spatula Testi Uygulaması: Orofarenks bir spatula ile uyarıldığında, normalde öğürme refleksi beklenirken hastanın istemsizce spatulayı ısırması (pozitif yanıt) tanıyı klinik olarak kesinleştirir. Tetanoz tanısının kan testiyle değil, klinik muayene ile konulduğu unutulmamalıdır.
Spatula Testi Uygulaması: Orofarenks bir spatula ile uyarıldığında, normalde öğürme refleksi beklenirken hastanın istemsizce spatulayı ısırması (pozitif yanıt) tanıyı klinik olarak kesinleştirir. Tetanoz tanısının kan testiyle değil, klinik muayene ile konulduğu unutulmamalıdır.
Cevap: Tetanozu taklit edebilen şu tablolar dikkate alınmalıdır:
Striknin Zehirlenmesi: En önemli fark, spazmlar arasında tetanozun aksine kasların tamamen gevşemesidir.
İlaca Bağlı Distoniler: Özellikle antipsikotik kullanımı sorgulanmalı; antikolinerjiklere (Benztropin) yanıt ile tetanozdan ayrılmalıdır.
Menenjit: Ense sertliği olabilir ancak bilinç bulanıklığı tetanozda (geç evreye kadar) beklenmez.
Diş Apsesi: Lokal trismus yapabilir ancak jeneralize rijiditeye neden olmaz.
Striknin Zehirlenmesi: En önemli fark, spazmlar arasında tetanozun aksine kasların tamamen gevşemesidir.
İlaca Bağlı Distoniler: Özellikle antipsikotik kullanımı sorgulanmalı; antikolinerjiklere (Benztropin) yanıt ile tetanozdan ayrılmalıdır.
Menenjit: Ense sertliği olabilir ancak bilinç bulanıklığı tetanozda (geç evreye kadar) beklenmez.
Diş Apsesi: Lokal trismus yapabilir ancak jeneralize rijiditeye neden olmaz.
Cevap: Hasta derhal sessiz ve karanlık bir Yoğun Bakım Ünitesine yatırılmalıdır. Tedavi hiyerarşisi şu şekilde olmalıdır:
Havayolu Güvenliği: Spazmlar laringospazma yol açabileceği için erken trakeostomi planlanmalıdır.
Eradikasyon: Vejetatif formları yok etmek için Metronidazol (3-4x500 mg IV) başlanmalıdır (Penisilin, GABA antagonist etkisi nedeniyle tercih edilmez).
Nötralizasyon: Serbest toksin için 500 Ünite İnsan Tetanoz İmmünglobulini (HTIG) IM olarak uygulanmalıdır.
Yara Bakımı: Giriş kapısı olan yara, anaerobik ortamı bozmak için genişçe debride edilmelidir.
Semptomatik Kontrol: Spazmlar için Diazepam; otonomik dengesizlik için Magnezyum Sülfat kullanılmalıdır.
Havayolu Güvenliği: Spazmlar laringospazma yol açabileceği için erken trakeostomi planlanmalıdır.
Eradikasyon: Vejetatif formları yok etmek için Metronidazol (3-4x500 mg IV) başlanmalıdır (Penisilin, GABA antagonist etkisi nedeniyle tercih edilmez).
Nötralizasyon: Serbest toksin için 500 Ünite İnsan Tetanoz İmmünglobulini (HTIG) IM olarak uygulanmalıdır.
Yara Bakımı: Giriş kapısı olan yara, anaerobik ortamı bozmak için genişçe debride edilmelidir.
Semptomatik Kontrol: Spazmlar için Diazepam; otonomik dengesizlik için Magnezyum Sülfat kullanılmalıdır.
Cevap: Evet, mutlaka. Tetanoz hastalığını geçirmek doğal bağışıklık bırakmaz. Bunun nedeni, salınan toksinin bağışıklık sistemini uyarmayacak kadar az ancak klinik tabloyu oluşturacak kadar potent (güçlü) olmasıdır. Bu nedenle, iyileşen her hastaya yaşına uygun aktif bağışıklama şeması (Aşı) başlatılmalıdır.
Cevap: Yaralanma sonrası profilaksi tablosuna göre karar verilir:
Bu hasta gibi aşılama geçmişi belirsiz/yetersiz birinde; paslı tel batması (riskli yara) durumunda hem Tetanoz Aşısı hem de TIG (250 Ü) uygulanmalıdır.
Sadece aşı yapılıp TIG yapılmadığı durumlarda, toksin nöral dokuya bağlandığı için profilaksi başarısız olabilir.
Bu hasta gibi aşılama geçmişi belirsiz/yetersiz birinde; paslı tel batması (riskli yara) durumunda hem Tetanoz Aşısı hem de TIG (250 Ü) uygulanmalıdır.
Sadece aşı yapılıp TIG yapılmadığı durumlarda, toksin nöral dokuya bağlandığı için profilaksi başarısız olabilir.
🩺 Tetanoz Klinik Öz-Değerlendirme Testi
Test Tamamlandı!
Başarı Puanınız:
0/10


