Afet & Enfeksiyon - SBÜ Bursa Yüksek İhtisas SUAM Enfeksiyon Hastalıkları Bilişim Ağı

SBÜ Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi
SBÜ Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi
BURSA
ENFEKSİYON
BURSA
ENFEKSİYON
İçeriğe git

Afet & Enfeksiyon

Doğal Afetlerde Aşılama ve Profilaksi

  • Doğal afetler sırasında ve sonrasında doğal afetin çeşidine göre farklı zamanlarda farklı enfeksiyon hastalıkları görülebilmekte, salgın boyutuna ulaşabilmekte ve afet bölgesindeki insanların sağlığını tehdit edebilmektedir.

  • Afet sonrası ortaya çıkabilen bulaşıcı hastalıkların önemli bir kısmı aşıyla önlenebilir hastalıklardır ve bu yüzden afetzedelere sağlık hizmeti sunumunda aşılama önem kazanmaktadır.
  • Afet sonrası ilk günlerde sağlık hizmetlerinin önceliği kurtarma, ilk yardım, travmalara bağlı oluşan sağlık sorunlarının tedavi edilmesi olmakta birlikte aşılama da göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Afet sonrası rutin aşılama hizmetlerinde de aksama olabileceği dikkate alındığında ideal olan, çocukluk çağındaki afetzedelerin eksik aşılı olmamaları kadar erişkinlerin de yaş grupları ve risk durumlarına göre tam aşılı olmalarının sağlanabilmesidir.

  • Doğal afetler 3 grupta sınıflanmaktadır:
    • Hidro-meteorolojik afetler (sel, fırtına, tayfun, girdap, tsunami, vb)
    • Jeo-morfolojik afetler (heyelan ve çığ)
    • Jeo-fiziksel afetler (deprem, tsunami, volkanik patlama)

  • En sık görülen doğal afet sel olup boğulma ve travmalara bağlı yaralanma ve ölümler görülebileceği gibi kanalizasyon suyunun sel suyuna karışması, yutulması, temas edilmesi, alt yapının hasar görmesi sonucu içme suyunun kanalizasyonla kontaminasyonu ve aynı zamanda sel sonrası sivrisineklerin artması ile salgın hastalıklar ortaya çıkabilir.

  • Depremler selden sonra en sık rastlanılan afetlerdir. Şehir altyapılarının, yani kanalizasyon ve su sistemlerinin hasarlanması, kanalizasyonun toprağa karışması, temiz su ve yiyeceğe erişimde sorun yaşanması, kişisel hijyen ihtiyaçlarının karşılanamaması, atık su ve kanalizasyonun yeterli düzeyde bertaraf edilememesi, aşırı kalabalık barınaklarda yerleşim zorunluluğu, sağlık hizmetlerinin sunumunda yetersizlik bulaşıcı hastalık salgınlarına zemin hazırlar.

  • Depremlerde farklı dönemlerde farklı enfeksiyonların gelişme riski vardır:

  • Faz 1 (Deprem sırasında):
    • 0-4 gün içerisinde depremzedelerin kurtarıldığı ve afetle ilgili yaralanmaların ilk tedavisinin yapıldığı dönemdir.
    • Bu dönemde yara enfeksiyonlarının riski vardır.
    • En büyük risklerden biri de tetanozdur.
    • Yüzeyel yaralanmalarda bile tetanoz riski vardır.
    • Bu yüzden yapılması gereken aşıların başında tetanoz aşısı gelir.

  • Faz 2 (Deprem sonrası):
    • 4-30 gün içerisinde bulaşıcı hastalıkların ilk dalgalarının ortaya çıkabileceği dönemdir.
    • Bu dönemde gıda ve/veya su kaynaklı enfeksiyonlar veya damlacık yoluyla bulaşan solunum yolu enfeksiyonları görülebilmektedir.
    • Sıcak havalarda gastrointestinal enfeksiyonlarla sık karşılaşılırken kış mevsiminde solunum yolu enfeksiyonları daha çok görülür.

    • Hijyen koşullarının bozulması, sanitasyonun sağlanamaması (sabun ve dezenfektan yetersizliği), taşıma ve depolama sırasında suyun dışkı ile kontaminasyonu, kontamine kaplar ve tencereler, kontamine yiyecekler, kemirgenlerin çoğalması, su ve gıda kaynaklı hastalık gelişme riskini arttırmaktadır.
    • Bunların arasında hepatit A, hepatit E, tifo, tifo dışı salmonellozlar, amipli dizanteri, şigelloz, kolera, norovirus, rotavirus, leptospiroz sayılabilir.

    • Depremzedelerin çadır ve barınaklarda kalabalık ve yetersiz havalandırılan ortamlarda bulunması solunum yolu ile bulaşan enfeksiyonların riskini arttırır.
    • En sık görülen enfeksiyonlar viral akut solunum yolu enfeksiyonlarıdır.
    • Bunların ardından gelişen bakteriyel pnömoni komplikasyonu ölüm nedeni olabilir.
    • Ayrıca, solunum yolu ile bulaşan tüberküloz, kızamık, meningokok menenjiti riski de artar.
    • COVID-19 pandemisi ve influenza epidemisinin bu dönemde devam ettiğini göz önünde bulundurulmalıdır.

  • Faz 3 (İyileşme ve normale dönüş):
    • 30 günden sonra uzun kuluçka dönemleri olan enfeksiyonlara yakalanmış veya hali hazırda latent tip enfeksiyonu (örn. Tüberküloz) olan kişilerin semptomlarının klinik olarak belirgin hale gelebildiği dönemdir.
    • Bu dönemde bölgede zaten endemik olan bulaşıcı hastalıklar veya dışarıdan alınan bulaşıcı hastalıklar salgına neden olabilir.


Afet Durumunda Önerilen Aşılar
  • Tetanoz aşısı:
    • Afet sırasında yaralanmalara bağlı olarak tetanoz gelişme riski artar.
      • Aşılanmamış ya da eksik aşı yapılmış kişilerde risk daha yüksektir.
      • İlk tercih Tetanoz/Difteri (Td) toksoid aşısıdır.
      • Aşı gereksinimi ve profilaksi uygulaması hastanın daha önceki immunizasyon durumuna ve yarasının durumuna göre belirlenir

+ Kir, feçes, toprak, büyükbaş hayvan salyası ile kontamine olmuş yaralar, kesici/batıcı aletlerle oluşmuş yaralar, kopma, ezilme, mermi ile yaralanmalar, yanma ve donmalar
*59 ayın altında ise beşli karma, 60-155 aylık ise DaBT-İPA, 14 yaş ve üzerinde ise Td uygulanır.
**Son dozdan 10 yıldan daha uzun süre geçtiyse aşı uygulanır.
***Son dozdan 5 yıldan daha uzun süre geçtiyse aşı uygulanır.
Profilaksi için tetanoz immun globulini (TIG) dozu intramüsküler olarak uygulanan 250 IU'dur.

    • Kişinin aşılama durumu bilinmiyorsa ya da hastaya geçmişte üçten az tetanoz aşısı yapılmışsa hem tetanoz aşısı hem de tetanoz immunoglobulini, iki ay sonra ikinci, 6-12 ay sonra da üçüncü tetanoz aşısı yapılmalıdır.
    • En az üç doz aşısı olan ve son dozu 5 yıl içinde yapılmış kişilerde ek doz aşı gerekli değildir. Ancak aşısı 5 yıldan önce yapılmış olanlarda bir doz tetanoz aşısı yapılması önerilir.
    • Yaralıların dışında tüm afetzedelere ve bu bölgeye gidecek olan arama, kurtarma ve yardım ekibinde bulunan herkese son 5 yıl içinde rapel doz yapılmamışsa tek doz Td yapılmalıdır. Tetanoz aşılamasının olabildiğince en erken zamanda planlanması ve uygulanması önemlidir.
  • Grip aşısı:
    • Bu dönemde grip aşısı yaptırmayan tüm afetzedelere uygulanmalıdır.
  • COVID-19 aşısı:
    • Son doz aşıdan 6 ay geçmiş yetişkinlere uygulanmalıdır.
  • Pnömokok aşısı:
    • Risk faktörü (65 yaş üzeri, kardiovasküler hastalık, kronik akciğer hastalığı ve DM gibi kronik hastalıkları) olan ve daha önce konjuge pnömokok aşısı yapılmamış yetişkinlere tek doz 13-valanlı konjuge pnömokok aşısı (PCV13) uygulanmalıdır.
  • Hepatit A aşısı:
    • Çadır, barınak ve toplu yaşam alanlarında yaşayan afetzedelere, buralarda çalışanlara, yardım eden görevlilere, sağlık çalışanlarına, yemek hazırlanmasında görev yapan kişilere eğer bağışıklıkları yoksa tek doz hepatit A aşısı uygulanmalıdır.
    • Uzun dönem koruma sağlamak için de 6 ay sonra rapel doz yapılır.
  • Kızamık aşısı:
    • Afetzedeler çadır, barınak ve toplu yaşam alanlarında yaşamaya başladıkları andan itibaren aşısız çocuk ve yetişkinlere kızamık aşısı uygulanmalıdır.
    • Tercih edilen aşı kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) aşısıdır.
  • Suçiçeği aşısı:
    • Daha önce suçiçeği geçirmeyen veya aşılanmayan ve toplu yaşam alanlarında yaşayan afetzedelere uygulanmalıdır.
  • Meningokok aşısı:
    • Eksik aşılı çocuklara yapılması önerilir.
    • Risk grubunda (splenektomi, kompleman eksikliği gibi) olan yetişkinler eğer daha önce aşılanmamışsa veya rapel zamanı gelmişse aşılanmalıdır.
  • Hepatit B aşısı:
    • Afetzedelere tıbbi bakım veren, kan veya vücut sıvıları ile teması olanlara eğer önceden bağışıklıkları yoksa hepatit B aşısı önerilir.
    • Erken bağışık yanıt oluşturabilmek için 0, 7, 21.gün şeklinde uygulanabilir.
    • Bu kişilere uzun süreli bağışıklık sağlamak için bir yıl sonra tek bir rapel doz uygulanır.
Kaynak: Ekmud 230305
Afet sonrası risk oluşturan viral gastrointestinal sistem enfeksiyon etkenleri

  • Afet sonrasında, kötüleşen yaşam (geçici yaşam alanları ve barınaklar) ve çevre koşulları, yetersiz beslenme ve temizlik olması kişileri enfeksiyon etkenlerine karşı savunmasız hale getirir.
  • Kalabalık yaşam alanlarında bulaşıcı hastalık salgınları görülebilir.
  • İshalli hastalıklar, afet ve kamp alanlarında başlıca ölüm nedenlerinden biridir.
  • Salgınlar taşıma ve depolama sırasında suyun kirlenmesi, su ve yemek kaplarının ortak kullanılması, kontamine yiyeceklerin tüketilmesi, sabun ve temizliğin yetersiz olması, tuvaletlerin ortak kullanılması gibi yaşam koşullarıyla ilişkilidir.
  • Viral gastroenterit etkenleri; Rotavirüsler ve Norovirüsler, nadiren adenovirüs, sapovirüs ve bazı hepatit virüsleridir (Hepatit A ve hepatit E).

Rotavirüs
  • Çoğunlukla Rotavirüs A enfeksiyonlardan sorumludur.
  • Zarfsız olan virüs çevresel koşullara nispeten dayanıklıdır.
  • Kış ve ilkbahar aylarında sıklığı artar.
  • Hastalıkta, hemen önce ve sonrasında dışkıyla virüs partikülleri saçılmaktadır.
  • Dışkı ile kirlenmiş ellerde (tuvalet veya bez değiştirme sonrasında yıkanmadığında vb.) veya musluk, kapı kolu gibi yüzeylerde virüs canlı kalabilir.
  • Hatta virüs bulaşmış salata veya meyve gibi çiğ gıdalarla bulaşabilir.
  • Rotavirüs bulaştıktan iki-dört gün sonra ateş, kusma, sulu ishal gelişir.
  • Dışkı kanlı değildir ama bazen mukuslu olabilir.
  • Hastalık genellikle bir hafta içinde kendiliğinden iyileşir.
  • Her yaş grubunda ishale neden olabilir, özellikle beş yaşın altındaki çocuklarda sıvı kaybına bağlı ciddi seyredebilir hatta ölümcül olabilir.
  • Yetişkinlerde enfeksiyon olsa da semptom görülmeyebilir.

Norovirüs
  • Norovirüs’un beş grubu vardır (GI-GV). İnsanlardaki enfeksiyonlardan GI, GII ve GIV sorumludur.
  • Az sayıda virüs partikülüyle (10-100 virion) hastalığa neden olabilmesi, çevre koşullarına (ısı, klorlama, asit, alkol vb.) dayanıklı olması ve immünitenin kısa sürede (en fazla 18 ay) kaybolması gibi özellikleri norovirüs salgınlarını kolaylaştırmaktadır.
  • Salgın durumlarında içme suyunun klorlama oranı değiştirilmelidir.
  • Hastalık başladıktan sonraki yedi gün dışkı ve kusmuk ile virüs saçılmaktadır. Bulaşma dışkı veya kusmuk ile kirlenmiş eller ve yüzeyler yoluyla veya kusmuktaki virüslerin aerosollerle alınmasıyla olabilir.
  • Enfekte kişilerin hazırladığı gıdalar ve kontamine su diğer bulaşma yollarıdır.
  • Toplu ve kalabalık gruplara hazırlanan virüsle kontamine besinler salgına neden olabilir.
  • Hastalık tüm yaş gruplarını etkileyebilir ve sıklıkla semptomlar görülür.
  • Virüs bulaştıktan 1-2 gün sonra bulantı, kusma ve ateş ve ishal başlar. Enfeksiyon sonrasında bağışıklık kısa sürdüğünden altı ay sonra tekrar bulaş olursa enfeksiyon gelişebilir.

Hepatit A virüsü (HAV)
  • Akut hepatit A enfeksiyonları aşı bağışıklığı sağlanan toplumlarda nadirdir.
  • Afet durumlarında bozulan kanalizasyon ve kötü hijyenik koşullar hepatit A enfeksiyonlarına neden olabilir.
  • Virüs çevre koşullarına nispeten dayanıklıdır.
  • Su toprakta canlılığını koruyabildiği için atık su, kirlenmiş toprak, gıda ürünleri ve kontamine su yoluyla yayılabilmektedir.
  • Hepatit A virüsü bulaştıktan 10-50 gün sonra hastalık başlar.
  • Ateş, halsizlik, iştahsızlık, karın ağrısı ve bazen de sarılık gibi semptomlar görülebilir.
  • Dışkı yoluyla virüsün saçılımı kuluçka döneminin ikinci yarısında yüksektir (10-14 gün) ve sarılık başladıktan yedi gün sonra azalır.
  • Enfeksiyondan sonra yaşam boyu bağışıklık gelişmesi beklenir.

Viral Gastroenteritlerde Mikrobiyolojik Tanı:
  • Tanı için laboratuvara gönderilecek numune:
    • Afet bölgelerinde klinik şüphesi olan kişilerden en kısa sürede alınacak dışkı, kusmuk ve kan örnekleri ile özgün tanı sağlanmalıdır.
    • Salgın şüphesi varsa çevreden, içme ve kullanma sularından ve şüpheli gıdalardan da örnekler alınmalıdır.

Tanı Testleri:
  • Dışkı örneği (2- 4 gr) idrar karışmamasına dikkat edilerek ve tuvalet kağıdı veya bebek beziyle temas etmeden alınmalıdır.
    • İki saat içinde direkt mikroskobik inceleme yapılmalıdır.
    • Hemen çalışılmayacaksa daha sonraki testler için +4°C’de saklanmalıdır.
  • Makroskopik değerlendirme:
    • Dışkı genellikle sulu ve sarı renklidir.
    • Bazı vakalarda mukus görülebilir ancak kanlı değildir.
  • Direkt mikroskobik inceleme:
    • Bazı vakalarda lökosit görülebilir (nadir veya her alanda 5-10 kadar) ancak eritrosit görülmesi beklenmez.
  • Antijen Testleri:
    • Dışkı örneklerinde Rotavirüs grup A ve Adenovirüs (serogrup 40 ve 41) antijenlerini birlikte arayan immünokromatografik antijen testleri hızlı ve kolay tanı sağlar.
    • Ayrıca Rotavirüs grup A antijeni, Adenovirüs (serogrup 40 ve 41) ve Norovirüs GI ve/veya GII’yi saptayan üçlü kombine antijen testleri mevcuttur.
      • Ancak duyarlılık ve özgüllükleri değerlendirilmelidir.
    • Salgın sırasında çok sayıda örneğin çalışılması gerektiğinde dışkı örneklerinde Rotavirüs ve Norovirüs antijenlerinin tespitinde ELISA testleri yarar sağlayabilir.
    • Akut Hepatit A tanısı klinik şüphenin yanında ELISA ile özgün IgM yanıtının saptanmasıyla konmaktadır.
    • Klinik şüphesi olan kişilerde immünokromatografik veya ELISA testleri negatif sonuçlandığında;
      • test ikinci bir örnekle tekrar edilmeli veya
      • mümkünse yüksek duyarlılık ve özgüllükte tanı sağlayan viral nükleik asit amplifikasyon testleri tercih edilmelidir.
  • Viral nükleik asitlerin saptanması (NAT) :
    • Sendromik multipleks moleküler testler birden fazla viral ve bakteriyel etkeni yüksek duyarlılık ve özgüllükte ve hızlı şekilde saptayabilirler.
    • Bu testler olası bir salgın durumunda etkenin hızlı bir şekilde belirlenmesini sağlayabilirler.
    • Ayrıca ko-enfeksiyonların saptanmasında avantaj sağlamaktadırlar.

KORUNMA
  • Gıda, su temini ve sanitasyon:  
    • İçme, kullanma ve dışkının atılması için yeterli su temini ve katı atıkların yönetimi ishal salgınlarının önlenmesinde esastır.
    • Su saklama kaplarının iyi korunması ve yiyeceklerin iyi pişirilmesi sağlanmalıdır.
    • Yeterli miktarda sabun sağlanması ve kişisel hijyen ve el yıkamanın önemli olduğu durumlar hakkında toplumu eğitmek gereklidir.
      • Sadece tuvalet inşa etmekle kalmamalı, toplumu bu tuvaletlerin kullanımı konusunda eğitmelidir.
    • Klor, içme suyu için en kolay ve yaygın olarak kullanılan ve aynı zamanda en uygun fiyatlı dezenfektandır.
      • Neredeyse tüm su kaynaklı patojenlere karşı oldukça etkilidir ve alternatif güvenli su kaynağının olmadığı yerlerde gereklidir.
      • NOROVIRUS SALGINLARINDA SUDAKİ KLOR ORANI ARTIRILMALIDIR.
    • Beslenme programları aracılığıyla yeterli genel besinlerin sağlanması, özellikle zayıf ve yetersiz beslenen çocuklar için önemlidir.
  • Aşı yoluyla korunma:
    • Hepatit A virüsüne karşı bağışıklık sağlayan ‘’ölü virüs aşısı’’ rutin aşı takviminde yer almaktadır.
    • Gerekli durumlarda pasif bağışıklık amacıyla kullanılan ‘’insan immün serum globülini’’ bulunmaktadır.
    • Rotavirüs için Rotarix (RV1) ve RotaTeq(RV5) olmak üzere iki farklı aşı mevcuttur.

Kaynak: KLİMUD 230223
Afet sonrası risk oluşturan viral solunum yolu etkenleri

  • Afet sonrasında toplu yaşam alanlarında bir araya gelen insanlar, solunum yolu hastalıkları açısından risk altındadır.
  • Kötüleşen çevre, hijyen ve yaşam koşulları nedeniyle duyarlılığı artan kişilerde enfeksiyonlar daha ağır seyredebilir, hatta salgınlar görülebilir.
  • Yaşlılar ve çocuklar daha riskli gruplardır.
  • Mevcut durumda mevsimsel ve yerel epidemiyolojik özelliklere göre dağılım gösteren etkenlerin sıklığı artabileceği gibi, yardım ve kurtarma amaçlı gelen kişilerin topluma taşıyacağı yeni etkenler de görülebilir.

İnfluenza virüsleri (Grip):
  • Sonbahar, ilkbahar ve kış aylarında akut üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurlar.
  • Afet sonrasında hem yerel halkta hem de yardım/kurtarma çalışanlarında solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilirler.
  • Kalabalık ortamlarda çok hızlı yayılabilirler ve riskli gruplarda (çocuklar ve yaşlılar gibi) ciddi klinik tablolara neden olabilirler.

SARS-CoV-2 (COVID-19):
  • Mevcut aşılar ve daha önce geçirilen enfeksiyonlarla etkin bir bireysel koruyucu immünizasyon sağlandığından, ağır seyirli vakaların sıklığı azalmıştır.
  • Ancak afet sonrasında ortaya çıkan mevsimsel özelliklerin de perçinlediği kötü çevre ve kalabalık yaşam koşulları SARS-CoV-2 enfeksiyonlarına karşı duyarlılığı arttırabilir.
  • Asemptomatik kişiler de bulaştırıcı olabilir ve son varyantlarla SARS-CoV-2’nin inkübasyon dönemi 2-3 güne inmiştir.

Solunum sinsityal virüs (RSV):
  • Özellikle bebeklerde, küçük çocuklarda ve aynı zamanda diğer yaşlarda ve risk altındaki gruplarda sıklıkla ciddi hastalığa ve ölüme neden olabilir.
  • 5 yaşın altındaki çocuklarda akut alt solunum yolu enfeksiyonu ve solunum yolu hastalığı nedeniyle hastaneye yatışların en yaygın nedenidir.
  • İnkübasyon dönemi 2-4 gündür.
  • Hastalık, klinik olarak krup, bronşit, bronşiyolit veya pnömoni şeklinde ve özellikle bebeklerde çok yaygın olarak görülür.
  • Salgınlar sırasında solunum yolu tutulumunun şiddeti ve yüksek prevalansı, her yıl birçok bebeğin hastaneye yatırılmasını gerektirir.
  • Ayrıca yaşlılar ve immün yetmezliği olan hastalar enfeksiyona duyarlıdır ve ağır şekilde etkilenebilir.
  • Günümüzde mevcut bir aşısı yoktur.

Diğerleri
  • Rhinovirüs, Parainfluenza virüs, Adenovirüs, Human metapneumovirus, Human bocavirus de etken olarak karşımıza çıkabilir.
  • Kızamık enfeksiyonunun da solunum yolu ile bulaştığını unutmayalım, ülkemizde aşıları tamamlanmamış kişiler olabilir.
  • Tüm viral etkenlerle gelişen solunum yolu enfeksiyonları;
    • enfekte kişilerden saçılan solunum damlacıkları yoluyla,
    • sık dokunulan kontamine yüzeylerle (kapı kolu, musluk başlığı vb) temas yoluyla veya
    • kişisel eşyaların ortak kullanımı yoluyla bulaşır.
  • Bu enfeksiyonlar için, afet bölgesinde solunum yolu şikayetleri olan şüpheli kişilere en hızlı şekilde özgün tanı sağlanmalıdır.
  • Solunum yolu örneklerinin ideal olarak semptomların başlangıcından itibaren ilk 3 gün içerisinde ve antiviral tedavi başlanmadan alınması önerilir.

Tanı için laboratuvara gönderilecek numune:
  • Üst solunum yolu: Nazofarenks veya orofarenks sürüntüsü, yıkama ve aspirasyon sıvıları
  • Alt solunum yolu: Balgam, bronkoalveolar lavaj (BAL), trakeal aspirat sıvısı
  • GÜVENLİK UYARISI: ÖRNEĞİ ALAN KİŞİ BULAŞTAN KORUNMAK İÇİN MUTLAKA KİŞİSEL KORUYUCU EKİPMAN (ÖR: MASKE, ELDİVEN VE ÖNLÜK) KULLANMALIDIR!

TANI TESTLERİ
  • Hızlı antijen testleri için:
    • İmmunokromatografik yöntemle çalışan hızlı antijen tarama testleri kullanılabilir, kullanılan ticari kitin önerilerine uyulmalıdır.
    • Bu testler kolay uygulanabilmesi ve hızlı sonuç sağlaması nedeniyle avantaj sağlamaktadır.
  • Viral nükleik asitlerin saptanması (NAT) için:
    • Kullanılan ticari kit ile uyumlu taşıma besiyeri içinde nazofarenks veya orofarenks sürüntü örneği veya alt solunum yolu örnekleri ile çalışılır.
    • Tek etkenli veya sendromik tanı sağlayan NAT testleri kullanılabilir.
    • Kullanılan ticari kitin validasyonunun yapıldığı Real Time PCR cihazı ile çalışılmalıdır.
    • Bu testler daha duyarlıdır ve özgün tanıya yardımcıdır.
  • Sonuçların yorumlanması:
    • Negatif sonuç enfeksiyonun yokluğunu göstermez.
    • Bu nedenle klinik şüphe durumunda tanı olasılığını yükseltmek için bir hastadan alınacak birden fazla ve farklı klinik örneğin incelenmesi önerilir.

KORUNMA
  • Genel olarak, solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını önlemenin en iyi yolu tükürük, mukus ve gözyaşı damlacıkları veya salgılarıyla temastan kaçınmaktır.
  • Hasta kişiler, en kısa sürede belirlenmeli ve uygun şekilde izole edilmelidir.
  • Hasta kişiler mümkünse sağlıklı kişilerden ayrılmalı, öksürme ve hapşırmalarından kaynaklanan damlacıkların saçılması kontrol altına alınmalıdır.
  • Maske gibi kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı teşvik edilmelidir.
  • Eller düzenli olarak yıkanmalıdır.
  • Vakaların kümelendiği gruplar öncelikle taranmalı ve takip edilmelidir.
  • Yemek yeme veya içme gereçleri, diş fırçası ve havlu gibi kişisel eşyalar paylaşılmamalıdır.
  • Temiz bir ortam sağlanmalıdır.
  • İnfluenza, aşı ile önlenebilen hastalıklardan biri olduğundan mümkünse mevsimsel epidemiyolojiye uygun aşı uygulanmalıdır.
  • COVID-19 için inaktif veya mRNA aşıları mevcut olup, afet bölgesindeki kişilere, yardım ve kurtarma çalışanlarına koruyucu immün yanıtın oluşturulması ve sürdürülmesi için uygun bağışıklama sağlanmalıdır.
  • Özgün tanı sağlandığında hastaların tıbbi yardıma ihtiyacı olup olmadığı değerlendirilmeli ve uygun tedavi başlanması için yönlendirilmelidir.
Kaynak: KLİMUD 230223
İshalli hastaya yaklaşım

İnce barsak tipi ishal:
  • Genellikle sulu; non-invazif ishal
  • Etkenler:
    • Virüsler
    • ETEC
    • Salmonella
    • V. cholera
    • Giardia
    • Cryptosporidium
  • Düşündüren bulgular:
    • Dışkılama: sıklığı az, miktarı fazla
    • Sulu ishal
    • Başlangıç süresi <3 gün
    • Kötü kokulu ishal
    • Ateş yok
    • Tenezm/şiddetli karın ağrısı yok
    • Dışkıda kan yok, mukus yok


Kalın barsak tipi ishal:
  • kanlı-mukuslu, enflamatuvar-invaziv ishal (dizanteri)
  • Etkenler:
    • Shigella
    • C. jejuni
    • E. histolytica
    • EHEC
    • EPEC
    • C. difficile
  • Düşündüren bulgular:
    • Dışkılama: sık ve az miktarda
    • Dışkıda kan ve/veya mukus
    • +/- Ateş
    • Kramp şeklinde karın ağrısı
    • Tenezm

DİKKAT:
  • Ateş yüksekliği (>380C)
  • Günde >6 kez ishal
  • Dışkıda kan, mukus varlığı
  • Karın ağrısı, tenezm
  • Bir haftadan uzun süredir ishal
İLE BAŞVURAN HASTA
  • Mikroskopik inceleme
  • İV sıvı tedavisi ve
  • Antibiyotik tedavisi açısından
değerlendirilmelidir.

Dehidratasyonun değerlendirilmesi
  • Bulgu: Hafif --- Orta --- Ağır
  • Genel durum: Susamış --- Susamış,halsiz,  bitkin --- Halsiz,dalgın,şok tablosu içinde
  • Solunum: Normal --- Derin, bazen hızlı --- Derin ve hızlı
  • Nabız: Normal --- Hızlı ve zayıf --- Hızlı ve yüzeyel
  • Kan basıncı: Normal --- Normal veya düşük --- Çok düşük (<100/70mmHg)
  • Deri turgor-tonusu:  Normal --- Azalmış --- Çok azalmış
  • Göz küreleri: Normal --- İçe çökük --- İleri  derecede içe çökük ve kuru
  • Göz yaşı: Normal --- Yok --- Yok
  • Ağız mukozası ve dil: Nemli --- Kuru --- Çok kuru
  • İdrar: Normal --- Azalmış ve koyu --- Yok veya mesane boş

Hipovolemi bulguları olan hasta
  • AĞIR DEHİDRATASYON BULGULARI var ise mutlaka HASTANEYE YATIR
  • TEDAVİ:
    • İV sıvı ( Ringer LAKTAT, İZOTONİK NaCl, %5 dextroz, İsolyte-M 30ml/kg ilk 30 dakikada hızlıca
    • 200ml/kg 24 saatte olacak şekilde yavaş infüzyon, ilk dört saatte 100ml/kg
  • HAFİF / ORTA DEHİDRATASYON BULGULARI
    • Ayaktan tedavi, ORS, oral sıvı
  • HİPOVOLEMİ BULGULARI OLMAYAN HASTA
    • Oral sıvı/ ORS desteği yeterli olacaktır.

Tedavide dikkat edilecek hususlar
  • Akut ishallerin %90’ıda antibiyotik gerekli değildir, sıvı tedavisi ve uygun beslenme yeterlidir.
  • Ateş, lökositoz, dışkı incelemesinde lökosit / eritrosit varlığı, dizanterik formda ishal (>6/gün) durumunda ampirik antibiyotik açısından doktor görüşü alınmalıdır.
  • Mümkünse ciddi ishal olgularında dışkının mikroskobik incelemesi yapılmalıdır.
  • Viral etkenlere bağlı olduğu düşünülen ishalde antibiyotik verilmemelidir.
  • İnce barsak tipi ishalde 3 günlük ORS tedavisine yanıt alınamayan hastayı antibiyotik gerekliliği açısından doktor değerlendirmelidir.
  • Viral gastroenteritlerde kanlı ishal beklenmez. Kusma olabilir.
  • Kalın bağırsak ishallerinde mümkünse dışkı incelemesi yapılmalı, antibiyotik tedavisi açısından doktor görüşü alınmalıdır.
  • İshal kesici ilaçlar kullanılmamalıdır.

ORS nasıl hazırlanır?
  • 1 Litre kaynatılmış su içine;
    • 2 Çorba kaşığı toz şeker
    • Çay kaşığı tuz
    • 1 Çay kaşığı karbonat eklenip
karıştırılarak hazırlanır.
VEYA
  • Hazır GE-ORAL®TOZ veya BERK ORAL 2 poşet
  • Litre suya 1 Poşet katılarak hazırlanır.
Kaynak: EKMUD
İçeriğe dön